Ticari Hayat Gazetesi Röportajımız

Çocuk sağlık sigortası hakkında doğru bilgi alınmalı

Çocukların sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik gerçekleştirilen çocuk sağlık sigortasının kapsamı hakkında bilgi veren Sigorta Birimi-Çocuk Sağlık Sigortası’nın kurucusu Süleyman Çiftçioğlu, kişilerin çocuk sağlık sigortasıyla ilgili doğru bilgiye sahip olmasının önemli olduğunu belirtti.

haber
0-18 yaş arasındaki çocuklara yönelik uygulanan çocuk sağlık sigortası, on sekiz yaşını doldurmamış çocukların sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik gerçekleştiriliyor.
Çocukların sağlık ihtiyaçlarının karşılanması noktasında gerçekleştirilen çocuk sağlık sigortası hakkında merak edilenleri, Sigorta Birimi-Çocuk Sağlık Sigortası’nın kurucusu Süleyman Çiftçioğlu ile konuştuk.
Çiftçioğlu, çocuk sağlık sigortasına sıfır yaş çocuklarda başladıklarını belirterek, sigorta kapsamında yer alan veya almayan rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi.
Kişilerin son yıllarda sağlık sigortalarına yöneldiğini ifade eden Çiftçioğlu, insanların yapılacak sigorta ürünü hakkında doğru bilgi alması gerektiğini dile getirdi.

Genetik rahatsızlıklar sigorta kapsamında yer almıyor
Çiftçioğlu, özellikle çocuk sağlık sigortasının neleri kapsayıp kapsamadığına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, Sigorta Birimi-Çocuk Sağlık Sigortası olarak kişilere, bu konuda detaylı bilgi verdiklerini söyledi.
Çiftçioğlu, çocuk sağlık sigortasının ödenmeyen kalemleri olduğuna dikkat çekerek, özellikle çocukların genetik rahatsızlıklarının sigorta kapsamında olmadığını belirtti.
Gerçekleştirdikleri çocuk sağlık sigortası hizmetinin, özel sağlık sigortaları gibi bireylere yapılan poliçenin tek başına çocuğa yapılan ürünleri kapsadığını ifade eden Çiftçioğlu, diğer sigorta şirketlerinin çocuğa ebeveynleriyle birlikte sağlık sigortası yaptığını dile getirerek, kendileri tarafından gerçekleştirilen çocuk sağlık sigortasının tek başına çocuğu kapsadığını söyledi.
Çiftçioğlu, çocuk sağlık sigortası yapılan çocukların durumuna göre, çocukları ilgili doktora da yönlendirdiklerini ifade ederek, “Mesela, çocuğun alerjisi varsa, ona göre doktora yönlendiriyoruz. Kişi, çocuk kardiyolojisine ihtiyaç duyuyorsa ona göre yönlendirme yapıyoruz.” diye konuştu.

Sıfır yaş çocuklarda talep edilmeye başlanıyor
Çocuk sağlık sigortasına sıfır yaş çocuklarda başladıklarını ifade eden Çiftçioğlu, bunun en büyük nedeninin sıfır yaş çocukların sıklıkla hastaneye gidip gelmesi olduğunu söyledi. Çiftçioğlu, ailelerinde bu durumdan dolayı sıfır yaş çocuklarda sağlık sigortası talebinde bulunduklarını belirtti.

Kişiler, hastaneye gittiklerinde ne ile karşılaşacaklarını bilmeli
Çiftçioğlu, özellikle çocuk sağlık sigortası yaptırmak isteyen kişilerin, konuyla ilgili detaylı araştırma yaparak gerekli bilgileri sahip olmasının önemli olduğunu söyledi.
Gerçekleştirdikleri çocuk sağlık sigortası ürünleri ile ilgili kişilere detaylı bilgi verdiklerini ifade eden Çiftçioğlu, “Sigorta hizmeti gerçekleştirdiğimiz kişilerin hastaneye gittiklerinde neyle karşılaşacaklarını bilmeleri çok önemli. Bizim ana branşımız çocuk olduğu için hangi hastalıkların veya şikâyetlerin neleri kapsadığı veya kapsamadığı konusundaki bilgileri rahatlıkla verebiliyoruz.” dedi.

sayfa

Çocuk sağlık sigortası kapsamına girmeyen rahatsızlıklar var
Çiftçioğlu, çocuk sağlık sigortası kapsamına girmeyen rahatsızlıkları ise şöyle tanımladı: “Sıfır yaş çocuklar böbrek taşı düşürecekse, bunun 12 ay bekleme süresi var. Genetik rahatsızlıklar sigorta kapsamında yer almıyor. Ayrıca, yedi yaşa kadar çoğu fıtıklar genetik rahatsızlık sayıldığı için sigorta kapsamı da ona göre belirleniyor.”
Çiftçioğlu, öncelikli amaçlarının kişilere doğru bilgi vermek ve kişilerin ödenmeyecek bir kaleminde, hastaneyle iletişime geçerek indirim sağlamak olduğunu belirtti.

Sigorta ve sigorta şirketlerine karşı yanlış algı oluşuyor
Çiftçioğlu, sigorta ya da sigorta şirketlerine karşı yanlış algıların oluştuğunu belirterek, bu algıların değişmesi konusunda kişilere, özellikle sigorta şirketleri tarafından verilecek bilginin önemli olduğunu söyledi.
Çiftçioğlu, kişilerinde sigorta şirketlerinden beklentileri konusunda doğru araştırma yaparak hareket etmesi gerektiğini dile getirerek, “Sigorta yaptıracak kişilerde, sigortanın her şeyi ödediğine dair bir algı oluşuyor. Ben insanlara öncelikle şunu söylüyorum; sigorta şirketi özel bir şirket. Eğer, kanunu ve hukuki bir şekilde kullanırsanız kesinlikle faydalı sağlarsınız. Bu nedenle doğru bilgiyle detaylı araştırma yaparak hareket etmeniz lazım.” ifadelerini kullandı.
“Özellikle sağlık sigortalarında iyi araştırılma yapılmalı” diyen Çiftçioğlu, sağlık konusunda insanların daha hassas olduğunu hatırlatarak, sağlık sigortalarının araştırılmadan alınıp çıkan meblağların kişinin cebinden ödenmesi durumunda, insanların büyük sıkıntılarla karşılaşabildiğine dikkat çekti.

İnsanlar, çocuklarının sağlığı için en iyi hizmete ihtiyaç duyuyor
Çocukların her zaman aileler için kıymetli ve değerli olduğunu söyleyen Çiftçioğlu, “İnsan çocuk sahibi olduğu zaman onun sağlığı için en iyi hizmeti almak istiyor. Çocuklarında meydana gelen bir rahatsızlıkta çocuğunun en iyi doktorlar tarafından tedavi edilmesine ihtiyaç duyuyor. Bizler de bu konuda aileleri yönlendirerek en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Haber Kaynağı: Ticari Hayat Gazetesi

Anne-ve-Çocuk-Konulu-Filmler

Göğüs Duvarı Deformiteleri

henri-haber

 

Göğüs çöküklüğü hastalığı doğumsal bir hastalık olup halk arasında Kunduracı Gögsü olarakta bilinir, bilimsel adı ise Pectus Excavatum’dur.Gögüs çöküklüğü hastalağı çoğunlukla hayatı tehdit edici bir hastalık değildir ve nadiren kısıtlı fonksiyon bozukluklarına neden olur.Kunduracı gögsü hastalığı Sternumun (iman tahtası kemiği) alt kaburga ve kıkırdakları ile beraber yani omurga kemiklerine doğru arkaya çökmesidir. En sık görülen göğüs ön duvarı deformitesidir (%80).

Göğüs duvarı deformiteleri çok ciddi içe göçmüş göğüs duvarı ile kozmetik olarak çok az belli olan bozukluklardan oluşan geniş bir yelpazeye sahiptir. Bazıları çok az belli olur ve çocuğun klinik bir yakınması olmazsa cerrahi düzeltme gerekmez.

Göğüs Duvarı Deformiteleri göğüs kafesinin önündeki kemiğin basıklaşmış içe doğru göçmüş halidir. Oldukça sık olmasına rağmen çok hafif formları dikkat çekmediği için aileler doktora başvurmaz.Göğüs duvarı deformiteleri daha ciddi durumlarda göğüs kemiği iç organlara baskı yaparak solunum sırasında akciğerlerin yeteri karda genişlemesine izin vermez ve kalbi baskıya uğratır. Fiziksel aktivite sırasında çocuklarda solunum sıkıntısı olabilir ve çocukların dayanıklılığı azalır.

Pektus carinatum (güvercin göğsü) göğüs duvarı deformiteleri ve orta göğüs kemiğinde dışa doğru eğiklik ve çıkıntı olması nedeniyle görünümde farklılığa yol açar. Pektus ekskavatumdaki gibi iç organlara baskı olmadığı için çocukların genellikle fizik aktivite sırasında herhangi bir yakınmaları yoktur. Görünüm dışında sorun yaratmayabilir.

Göğüs Duvarı Deformiteleri Tedavi Seçenekleri

Göğüs duvarı deformiteleri hastaların özelliklerine göre cerrahi planlama yapılabilir. Şekil bozukluğu olan kaburgaların çıkarıldığı açık cerrahi işlem hem pektus ekskavatumda hem de karinatumda kullanılabilir. Çocuğun boyutlarına göre hazırlanmış bir metal çubuk yardımı ile yapılan Nuss ameliyatı ise seçilmiş Pektus ekskavatum hastalarında kullanılabilir. Nuss ameliyatı daha küçük ameliyat izi taşıması ve daha az ağrılı olması açısından avantajlıdır ancak her hasta için uygun ameliyat seçeneği değildir. Diş tedavisinde olduğu gibi metal çubuk yardımı ile göğüs kafesi içerden dışarı doğru itilerek tekrar şekillenir. Tedavi yaklaşık 2 yıl sürer bu süre boyunca metal çubuk göğüs kafesine yerleştirilen kısımda kalır. Bu işlemler uzmanlaşmış ve bu hastalıklarla ilgilenen Çocuk Cerrahi ekibimizce yapılmaktadır.

sünnet-haber

Yenidoğan sünneti

sünnet-haber

Biz Çocuk Cerrahlarına sünnetçi diyenler olduğunu biliyorum. Pek çok büyük ameliyatın yanında elbette sünnet de yapıyoruz. Aslına bakarsanız, ben eşimle ilk görüşmeye başladığım dönemlerde bir Çocuk Cerrahisi asistanıydım, o ise son sınıf öğrencisi. Benimle görüştüğünü öğrenen bir Kadın-Doğumcu ağabeyimiz eşime “Sünnetçi bulmuşsun kendine” diye takılmıştı. Yıllar içinde sünnetin aslında hiç de küçümsenmeyecek, önemli bir ameliyat olduğunu kavradım.

Yenidoğan Sünneti Gerçekten Gerekli mi?

Prepisyum dediğimiz sünnet derisi gereksiz bir doku parçası ise Tanrı neden bizim sünnetsiz doğmamıza izin veriyor? Bu konu sünnet ortaya çıktığından beri tartışılan bir konu, yeryüzünde sünnet yapılmaya devam ettiği sürece de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Net bir cevabı var mı diye sorarsanız birşey söyleyebilmem çok mümkün değil. Bildiğim birkaç şey var; sünnet kesinlikle hijyenik bir durum yaratır, Türkiye’de yaşıyorsanız, dini, ayrıca örf ve adetler nedeniyle tercih edilen bir durum. Bazı yayınlar da var: Yenidoğan döneminde yapılan sünnetin penis kanseri gelişimi riskini düşürdüğü, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimalini de düşürdüğü gibi. Ancak literatürde bunların tam aksini savunan çalışmalar da bulmak mümkün. Ürolojik bir anomalisi olan, sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren olgularda da önerilen bir durum olduğunu özellikle belirtmek gerekir.

Yıllar önce Ankara’daki meşhur polikliniklerden birinin sahibi dişhekimi bir dostum, yanında iki tane dalyan gibi delikalıyla birlikte ofisime gelmişti. Çocuklar biraz mahçup ve ofisimde bulunmaktan rahatsız oldukları belli bir şekilde oturdular. Dostum, modern bir aile olduklarını, biri kendi oğlu diğeri de yeğeni olan, 16 ve 17 yaşlarına gelmiş iki delikanlıyı, doğdukları zaman ileride kendileri karar versinler diye sünnet ettirmediklerini, çocukların da bu durumdan fevkalade rahatsız olduklarını ve şimdi sünnet olmak istediklerini belirtti. İki delikanlıyı da sünnet ettim, ama küçük yaş çocuklarına kıyasla daha zor olduğunu belirtmem lazım. Hani balta kesmez derler ya…

Sünnet, Osmanlı döneminden beri erkek çocuğum mürüvveti olarak adlandırılır. Osmanlı döneminde şehzadelere evlilik için düğün yapılmazmış, onlara anlı-şanlı sünnet düğünleri yapılırmış. Günümüzde de özellikle babaanne, anneanne ve dedeler ve bazı anne-babalar buna çok dikkat ediyorlar. Bu nedenle de bir ritüel halinde sünnet yapılır hale gelmiş. Ekonomiye de elbette katkısı oluyor:))

Yenidoğan Sünneti Ne Zaman Yapılmalı?

Bu konu da çok tartışılan bir konu olmakla birlikte, çok net olan sevmediğimiz bir yaş grubu olması:Fallik dönem adı verilen 3-6 yaş arası. Çocuğun cinsel kimliğini keşfetti bu dönemin, bazıları tarafından 2 yaşında başladığı, 7 yaşına kadar da devam ettiği söylenmektedir. Dolayısıyla daha garantili olması açısından 2-7 yaş arası sünnet yapmak çok uygun değildir. Hele de bu dönemde lokal anestezi ile sünnet yapmak çok zararlıdır. Çocuğun cinsel organını keşfettiği bir dönemde bu bölgeye ağrılı bir girişim yapılması, ileride geri dönüşü çok zor olabilecek, psikoseksüel ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Tek istisna, başka bir nedenden dolayı genel anestezi alması gereken çocuklardır. Bunlarda da çok iyi ameliyat sonrası ağrı kontrolü sağlanabilecekse yapılmalıdır.

Onun dışında, benim en sevdiğim yaş grubu yenidoğan dönemidir, bu süreyi bebek 2 aylık olana kadar uzatmak mümkündür. Bu süre içinde lokal anestezi ile çok rahatlıkla sünnet yapılabilmektedir. 2 aylıktan sonra bebeğin bilinç durumu iyice gelişmeye başladığı için lokal anestezi ile bu işlemi gerçekleştirmek zor olmaktadır.

Kim Yapmalı?

Ülkemizde sünnet geleneksel olarak yapıldığı için, bazı örf ve adetler bu konuda öne çıkmıştır. Avrupa Birliği normlarına uymamakla birlikte, ülkemizde maalesef sünnet halen en çok sünnetçiler tarafından yapılmaktadır. Sünnetçi dediğimiz kişiler Sağlık Meslek Lisesi ya da 2 yıllık yüksekokul mezunu sağlık memurları olup, dünyanın hiçbir yerinde herhangi bir cerrahi müdahele yapmaları yasalara uygun değildir. El becerisi ve tecrübeye dayalı olarak öğrenilebilen bir cerrahi girişim olmakla birlikte, bu kişilerin yaptıkları sünnet olgularında benim gözlemlediğim katastrofik, çocuğun ilerideki cinsel hayatını tamamen bitirecek, geri dönüşsüz en az 5 komplikasyon hatırlıyorum. Bu kişiler çok fazla sünnet yapıyor olabilir, çok deneyimli, çok popüler olabilir ancak formal cerrahi eğitimi almadıkları için komplikasyon gelişti mi çok kötü seyredebilir.

Çocuk hastaların cerrahi girişimleri, konusunda uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılmalıdır. Bu konuda uzmanlaşmış kişiler de Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologlarıdır.

Hangi Yöntem?

Sünnet konusunda pek çok yöntem tarif edilmiştir. Zaman zaman medyaya yansıyan lazerle sunnet, dikissiz sunnet, kansiz sunnet diye pek cok yontemden bahsedilmekle birlikte yapilan islem standart olarak ic ve dis sunnet derisinin kesilerek birbirine tutturulmasidir.

Kelepce yontemi adi verilen yontemde, plastik bir halka araciligiyla ic ve dis deri tam tabiriyle kistirilmakta, fazla deri kesilmekte, geriye kalan dolasimi bozulan deri de kendi kendine dusmektedir. Yenidogan donemi icin son derece uygun olan bu yontem daha buyuk cocuklarda ciddi agriya neden olabildigi icin tercih edilmemektedir.

Cerrahi yöntem, klasik yontem olarak da isimlendirilen, en cok yapilan, en guvenilir yontemdir. Ic ve dis sunnet derisi kesildikten sonra birbirine kendiliginden emilebilen dikisler ile tutturulur. Bezi olan bebeklerde, bezin baglanmasinda, bebegin kucaga alinmasinda, yuzustu yatmasinda hicbir kisitlama yoktur. Birinci gun pansuman cikarilir ve bebegin banyo yapmasina izin verilir. Daha buyk cocuklarda da birinci gun pansuman cikarilir ve cocugun kulotunu giymesine ve banyo yapmasina izin verilir.

Lokal anestezi mi Genel anestezi mi?

Bebek dogduktan sonra 2 aylik olana kadar lokal anestezi ile rahatlikla yapilabilir. Daha buyuk cocuklarda lokal anestezi tercih edilmemelidir. Cocukta ciddi travmaya yol acabillir. Islemin kesin ve mutlak sekilde agrisiz yapilmasi gereklidir. Bunun icin genel anesteziyle cocugun kendinden gecmesi saglanmali, islem sonrasi agri kontrolune de destek saglayacak uzun etkili bir lokal anestezik madde ile penis bolgesine enjeksiyon yapilmali, sonrasinda da hizlica genel anesteziye son verilmektedir. Yani yapilan anestezik uygulama en dusuk dozda bir genel anestezidir.

Sünnet sonrasi ne gibi sorunlar olabilir?

En cok korkulan komplikasyon kanamadir, boyle bir durum olursa mutlaka sunneti yapan cerrahla temasa gecilmelidir. Bu durum, yetersiz kanama kontrolune, ibufen gibi kanamayi durduran hucrelerin fonksiyonlarini olumsuz etkileyebilen ilaclara bagli olabilecegi gibi, hemofili ve hemofili benzeri kan hastaliklarina da bagli olabilir.

Enfeksiyon ya da iltihap kapma ihtimali oldukca dusuktur. Yeterli hijyen kosullari saglandigi takdirde sorun olmayacaktir. En cok endise edilen durumlardan biri cocuk bezi kullaniminin iltihap ya da enfekiyona zemin hazirlayabilecegidir. Duzenli alt bezi degisikligi yapilirsa kesinlikle boyle bir sey sozkonusu degildir.

Sunnet sonrasi, peniste sislik, odem, lokal anestezik enjeksiyonuna bagli ufak morluklar olabilir, endise edilmemelidir. Sunnet derisinin penis basina yapisik olma durumunda, sunnet islemi sirasinda bu yapisiklik acilirken, penis basindan az da olsa ince bir deri siyrilmasi olabilir. Nasil hali uzerine diziniz surtuldugunde yanma, ve kabuklanma olursa, bu yapisikligin acilmasi sirasinda da penis basinda ayni durum olusabilir. Islem sonrasi penis basinin asiri kirmizi gorunmesi bundandir. Endise edilmemelidir. Yine, bahsettigimiz kabuklanmaya bagli penis basinda sari-beyaz bir tabaka olusabilir. Iltihap diye dusunmemek gereklidir, iyilesme surecinde gorulebilir.

Tüm Erkek Çocuklarına Sorunsuz, Kozmetik Görünümü İyi Sünnetler Diliyorum!!!

maxresdefault

Diyafragma Hernisi

henri-haber

 

-Diyafragma hernisi çocuklarda görülebilen hastalıktır. Diyaframı açıklayacak olursak kubbe şeklinde bir kas bariyeridir.

-Diyafram kalp ve akciğerinizi karın içi organlarınızdan ayırır.

-Karın içi organlarımız mide,bağırsak,karaciğer ve dalaktır.

-Diyafragmatik herni doğumda ya da daha sonra gelişebilir. Oldukça ciddi ve ameliyat gerektiren bir hastalıktır.

Neden oluşur?

Fetuş oluştuğu zaman diyaframın normal dışı gelişimi sonucu oluşur. Bebeğin diyaframındaki bu kusur karın içi organlarının göğüs içinde hareket etmesine akciğerlerin ise olması gereken boşluğu kapsamasına neden olur.

Riskleri nelerdir?

İdiyopatik olan çoğu konjenital diyafragmatik hernilerin nedeni bilinmemektedir. Kromozon anomalileri ise vakaların %30’unda görülmektedir.

Diyafragmatik herni tanısı

Kontenital diyafragma hernisi genellikle bebek doğmadan önce teşhis edilerek tanısı konulur. Ultrason ile fetusta karın içi organların anormal konumunu ortaya çıkarabilir. Annede ise fetüsü çevreleyip koruyan sıvı olan amniyotik sıvı miktarında artış olabilir.

Doğum sonrası belirtiler nelerdir?

Karnın tam dolu olmaması, anormal göğüs hareketleri, solunum zorluğu,göğüste bağırsak sesleri, göğsün bir tarafında nefes seslerinin olmaması olarak sıralanabilir. Konjenital ve akkiz diyafragmatik herni müdahalesi hemen yapılması gereken acil bir durumdur. Bu ameliyat karın içi organları göğüsten çıkararak karın içine geri yerleştirme işlemidir. Daha sonra diyafram tamir edilmelidir.

Ameliyat ideal olarak bebek doğduktan 24-48 saat sonra gerçekleştirilir. İlk adım ise bebeği stabilize ederek oksijen seviyesini artırmaktır. Bebek stabilize edildikten sonra ameliyat gerekir.

anomalik

Baş Boyun Anomalileri Ve Kitleleri

anomalik

 

Doğumsal anomalilerden baş boyun kitleleri anne karnındayken embriyolojik gelişimi esnasında ortaya çıkar. Doğumdan sonra ortaya çıkan kitlelerdir. Bazı kistler yani tiroglossal duktus veya brankial yarık anomalileri kişinin hayatı boyunca hiçbir belirti vermeyebilir.

Üst solunum infeksiyonu sonrasında abse olarak karşımıza çıkabilir.

Brankial yarık anomalilerini şu şekilde açıklamamız mümkündür. Brankial yarık anomaileri anne karnında ortaya çıkar. Çocukluk çağında ya da ergenlik döneminde üst solunum yolu enfeksiyonlarında bir kitle şeklinde belirti verir.

Bu anomalinin de üç tipi vardır.

Branlial yarık anomalilerinin tedavileri cerrahidir.

Tiroglossal duktus kistleri ise dil kökünde ortaya çıkar. Genellikle çocukluk çağında ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Ameliyattan önce troid hormon ihtiyacını karşılayacak bir troid bezinin olduğundan emin olunmalıdır.

Doğumsal hemanjiomlar ise anne karnında gerçekleşen damarsal anomalilerdir. Doğumdan hemen sonra farkedilmektedir. Kulak önünde yer alan parotis bezinden kaynaklanmaktadır. Bebek 18-24 aylık olduğunda kendiliğinde tedavi edilmektedir.

kanser-haber

Her yıl 3 bin çocuk kansere yakalanıyor

kanser-haber

Her yıl Türkiye’de 3 bin, dünyada ise 175 bin kadar çocuğun yakalandığı tahmin edilen çocukluk çağı kanserlerine karşı ailelere ”duyarlı olmaları” çağrısı yapıldı.
 

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü’nün gelecek dönem başkanlığını üstlenecek Prof. Dr. Tezer Kutluk, 15 Şubat Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü’nde, tedavi şansı yüzde 80’lere ulaşmakla birlikte ailelerin belirtiler konusunda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını bildirdi.

Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği Başkanı da olan Prof. Dr. Kutluk, dünyada çocuklarda en sık lösemi, beyin tümörleri, lenfoma, nöroblastom (sinir hücrelerinden çıkan tümör) ve böbrek tümörüne rastlandığını, Türkiye’de bu sıralamada beyin tümörleri ile lenfomanın yer değiştirdiğini söyledi.

Türkiye’de her yıl 3 bin, dünyada ise 175 bin kadar çocuğun kansere yakalandığını ifade eden Kutluk, şu bilgileri verdi:

”Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde son 50 yılda olağanüstü gelişmeler yaşandı. Geçmişte yüzde 10’lar civarında olan iyileşme oranları bugün yüzde 80’lere ulaştı. Ancak bu iyileşme oranı her ülkede aynı düzeyde gerçekleşmiyor. Gelişmiş ülkelerde yüzde 80 civarında olan iyileşme oranı, az gelişmiş ülkelerde yüzde 40, hatta yüzde 10’lara bile düşebiliyor. Aynı ülke içinde bile iyileşme oranlarında farklılık görülebiliyor. 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Viyana’daki Uluslararası Atom Enerjisi Konferansı’ndaki konuşmamda da bu noktaya dikkat çekmiş, dünyadaki bu eşitsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirmiştim.”

-”Türkiye’deki oranlar iyi”-

Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerinde iyileşme oranının yüzde 65-70’ler civarında olduğunu bilgisini veren Kutluk, bunun iyi bir oran olduğunu, ancak daha yukarılara çekilmesinin hedeflendiğini söyledi. Kutluk, ”Önümüzdeki her 5 yılık dönem için yüzde 5’lik artışlarla bu oran daha yukarılara çekilebilir. Ayrıca çocukluk çağı kanserleriyle ilgili uzman sayısı artırılmalıdır” dedi.

-”Doğru yerde ve zamanda doğru tedavi”-


Çocukluk çağı kanserleriyle ilgili bu olumlu gelişmelere rağmen, ailelere görev düştüğüne dikkati çeken Kutluk, ”Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru tedaviyi almak en önemli unsur. Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi şansı yüzde 80’lere ulaşmakla birlikte ailelerin belirtiler konusunda bilinçlendirilmesi ve tedaviye erken yönelmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Özellikle gelir düzeyi orta ve düşük ülkelerde tanıda geç kalındığını anlatan Kutluk, ”Hatta bu duruma bazen gelişmiş ülkelerde bile rastlanabiliyor. Bu da tedaviye daha geç başlanmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Kutluk, çocuklarda beklenen yaşam süresinin uzun olmasının, çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarısının yüksekliğini daha önemli hale getirdiğini de sözlerine ekledi.

tezer-haber

Çocuklarda Lenfadenopati

tezer-haber

Bazen gereksiz aşırıya kaçan tetkikler yapılırken, bazen de geç kalınabilmektedir. Doğru zaman da doğru yaklaşımın yapılması bu açıdan çok önemlidir.

Tezer Kutluk

Lenfadenopati ne kadar ciddi bir durumdur, endişelenmeli miyiz?

Lenf bezlerinin büyümesi en sıklıkla enfeksiyonlar sonrasında olmasına karşın, kanser ve diğer bazı sistemik hastalıklarda da görülebildiğinden hemen her zaman hastaları ve yakınlarını, anne ve babaları telaşlandıran, hatta telaşın ötesinde de korkutan bir konudur. Bu açıdan önemli bir hastalık bulgusu olabileceği gibi bazen bağışıklık sisteminin vücudu koruma çabasıyla bezelerin büyüdüğü normal bir durum olabilir ve altta yatan sebebin araştırılması büyük önem taşır.

Lenfadenopati ile ilgili önemli konular şunlardır:

• Endişe kaynağıdır!

– Onkolojik bir hastalık olabilir mi? Düşüncesi en büyük kaygı nedenidir. Doğru bir inceleme ve bilgilendirme yapılarak bu kaygıların giderilmesi önemlidir

• Büyümesi normal mi?

– Lenf bezleri normalde ele gelmezler. Bağışıklık sisteminin kendisine yabancı bir uyarana cevabı ile büyüyebilirler.

• %95’inden çoğu kanser dışı hastalıklar nedeniyledir. Burada ayrım önemlidir.

– Reaktif lenfadenopati: Sık görülen bir sebeptir. En sık enfeksiyona bazen başka nedenlere karşı bezenin savunma amaçlı büyümesidir.

• Hastalık belirtisi olabilir mi? Evet olabilir.

– Enfeksiyonlar,

– Onkolojik Hastalıklar

– Sistemik hastalıklar

• Bazen gereksiz aşırıya kaçan tetkikler yapılırken, bazen de geç kalınabilmektedir. Doğru zaman da doğru yaklaşımın yapılması bu açıdan çok önemlidir.

Lenf bezi (lenf nodu) nedir?

Lenf bezleri, lenfatik damarların dağılım yollarında, vücudun boyun, koltukaltı, kasık, göğüs boşluğu, karın boşluğu başta olmak üzere daha birçok bölgesinde bulunan, vücudumuzda toplam sayıları 600 civarında olan nodül şeklinde yapılardır. Normal büyüklükleri 1-2 mm’den 1 cm’ye kadar değişiklik gösterebilir. Lenf nodları bağışıklı sisteminin bir üyesi olarak savunma sistemleri içinde yer alan, enf dolaşımının ana elemanlarından birisidir. Lenf bezinin içinde T ve B lenf hücreleri, fibroblast, makrofaj, dendritik hücreler, Langerhans hücreleri gibi hücrelerin yanı sıra, destek stroma dokusu da bulunur ve lenf nodu bir kapsül ile çevriilidir.

Boyunda ele gelen şişlik ya da ya da boyun beze, kitle olduğunda neler akla getirilmelidir.

• Lenfadenopati

• Malign hastalıklar

• Hemanjiom

• Lenfanjiom

• Vasküler malformasyon

• Tiroid (Nodül, Guatr, kanser)

• Parotis (Lenfadenopati, Kabakulak, Tükrük bezi kanseri)

• Tiroglossal kist

• Servikal kosta

• Brankial kleft kistleri

• Sternokleidomastoide kanama ve fibrozis

• Laringosel

• Dermoid kist

Vücudumuzda lenf bezeleri en çok nerelerde olur?

• Boyun bölgesi

– Boynun iki tarafı, servikal, supraklavikuler

– Çene altı

– Kulak önü ve arkası

– Boyun arka tarafı, oksipital v.b

– Orofarinks, nazofarinks, tonsillerin drenajı nedeniyle boyun bölgesinde sıktır

• Koltuk altı

• Kasık

• Karın boşluğu

• Göğüs boşluğu

• Kol ve bacaklarda, diz arka (popliteal) dirsek ön (kübital bölge)

• Diğer lenfatik organlar, tonsil, dalak v.b

Başlıca lenfadenopati sepeleri şu şekildedir.

Enfeksiyonlar

Lenfadenopatinin en sık görülen sebebidir. Önemli olan altta yatan enfeksiyonun doğru teşhis edilerek tedavisinin yapılmasıdır.

• Lenfadenit

– Üst solunum yolu enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları, Diş enfeksiyonlar, diğer bölgesel enfeksiyonlar

• Bakteri enfeksiyonları, bazen apseye kadar gidebilir

• Tüberküloz

• Tüberküloz dışı mikobakteri enfeksiyonaları

• Viral enfeksiyonlar

– EBV virusu

– CMV

– Kızamık

– Kızamıkçık

– Diğer

• Diğer viral enfeksiyonlar

• Kedi tırmığı hastalığı

• Toksoplazma

• Aşı sonrası enjeksiyon komşuluklarında

Kanser

Hemen hemen bütün kanser türleri lenf nodlarına metastaz yapabilirler. Çocuklarda aşağıdaki kanserlerde lenf bezeleri kanserle tutulmuş olabilir.

• Lösemi

• Lenfoma

• Langerhans histiositoz

• Diğer kanserler

– Yumuşak doku sarkomları

– Nöroblastom

– Nazofarinks kanseri

– Tiroid kanserleri

– Diğerleri

Sistemik hastalıklar

Aşağıda başlıcaları verilen bazı sistemik hastalıkların seyri sırasında da o hastalığın bir belirtisi olarak lenf nodları hasta olabilmektedir.

• Romatoid artrit

• Sistemik lupus eritematozis

• Diğer kollojen doku hastalıkları

• Depo hastalıkları

– Gaucher

– Nieman pick

• İlaç yan etkisi olarak

– Fenitoin

– İzoniazid

– Allopürinol

– Diğer

Hangi bölgedeki lenfadenopatilerde hangi hastalıklar akla gelmeldiri?

Servikal (boyun sağ ve sol) bölgede lenfadenopati’lerde özelikle baş boyun bölgesindeki her türlü enfeksiyon hastalığı bu bölgede beze yapar. En once bu akla gelmelidir. Ancak bir çok hastalığın seyrinde bu bölgede beze olabilir.

Kulak önündeki bezelerde kedi tırmığı hastalığı, göz enfeksiyonları, kulak iltihapları; çene kemiği altında (submandibular) diş enfeksiyonları, lenfoma, tüberküloz, histoplazma gibi etkenler; oksipital bölgede 6. Hastalık, kızamıkçık, saçlı deri enfeksiyonları; koltuk altı bezelerinde kedi tırmığı hastalığı, el ve kollardaki enfeksiyonlar, BCG, kanser; kasık bölgesinde bacak, perine bölgesi anüs, vajina enfeksiyonları; supraklaviküler bölgede ise, lenfoma ve digger tümörler akla getirilmelidir.

Boyunda servikal bölgedeki lenfadenopatiler neden olur?

A.İnfeksiyon:

1. Viral: Solunum virüsleri, EBV, CMV, kızamık, kızamıkçık, VZV, HSV, Coxsackie, HİV virusları

2. Bakteriyel: S.aureus, GABHS, anaeroblar, kedi tırmığı hastalığı, tbc, tularemi, difteri bakterileri

3. Protozoal: Toksoplazmoz

B.Kanser:

Lösemi/Lenfoma/Nöroblastom/Rabdomyosarkom/Nazofarink Ca/Tiroid kanserleri gibi bazı kanserler

C. Diğer bazı hastalıklar

Kawasaki hastalığı

Sistemik tip JRA

Aşılama sonrası (DTP, polio, BCG, KKK)

Serum hastalığı, ilaçlar

Histiositozlar

Kikuchi-Fujimoto H.

Kimura H.

Castleman H.

Rosai-Dorfman H.

Göğüs ve karın boşluklarında lenfadenopati olur mu?

Olur. Mediastende yani göğüs boşluğunda olursa T-hücreli lenfoma/lösemi, tüberküloz, diğer kanserler, mantar infeksiyonları, sarkoidoz; karın içinde olursa Burkitt lenfoma, diğer kanserler, mezenterik adenit, Castleman hastalığı akla getirilmelidir.

Vücudumuzda birden fazla bölgede yaygın lenfadenopati olursa hangi hastalıklar akla getirilmelidir?

• İnfeksiyonlar: EBV, toksoplazmoz, CMV,, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği, diğer mononükleoz send., HHV-6, histoplazmoz, HIV, tüberküloz

• Otoimmün hastalıklar:Dermatomyozit, SLE, JRA, otoimmün lenfoproliferatif sendrom

• Kanser: Lösemi, lenfoma, JMML

• Lipid depo hastalıkları

• İlaç reaksiyonları

• Diğer: Castleman hast., sarkoidoz, serum hastalığı, histiositozlar

Lenf bezi neden büyür?

Lenf bezi büyümelerinin en önemli nedeni bakteri virus gibi dış etkenlere karşı verilen cevaptır. Bunların sonucunca lenfadenit oluşabilir. Ayrıca herhangi bir dış etkene karşı yanıt olarak lenfoproliferasyon çıkabilir. Onkolojik hastalıklarda, kanserde ise ya başka yerdeki kanserlerden lenf nodlarına yayılım olur ki buna lenf nodu metastazı denilir; ya da Lenfoma, Hodkgkin hastalığı gibi hastalıklarlarda lenf nodunun kendi lenf hücrelerinden kaynaklanan kanserler gelişebilir. Bazen lipid depo hastalıkları gibi hastalıklarda da lenf bezlerinin lipidle yüklenmiş makrofajlarla tutulumu, infiltrasyonu görülebilir.

Tanı koyarken hangi basamaklardan geçilir.

Hastalığın öyküsü: Ne zaman başladı, beraber başka hangi şikayetler var, hangi inclemeler yapıldıi hangi ilaçları kullandı gibi her türlü ayrıntı hekim tarafından sorgulanır.

Muayene neden önemlidir?: Lenfadenopati ayırıcı tanısında ailenin hastalık ile anlattıklarının yanısıra, muayene çok önemlidir. Lenf bezi iki taraflı mı? Simetrik mi? ağrılı mı? Kızarık mı? Sert mi yoksa lastik kıvamında mı? Birden fazla mı gibi bulgular önemlidir.

Tetkikler: Kan sayımı, kan yayması, digger kan analizleri, radyolojik tetkikler her hastaya gore değişmekle birlikte gerekebiliecek tetkiklerdir.

Lenf nodu Biyopsi: Biyopsi konusu aileyi çok telaşlandıran bir konudur. Vücudumuzda lenf bezelerinin bulunduğu bölgelerde başka nedenlerle oluşan şişliklerde olur. Bunlar, o bölgede olmaması gereken kitleler, o bölgedeki organlarda görülen büyümeler gibi nedenlerle olabilir. Ayırıcı tanıda hekim ayırıcı tanıya göre biyopsi karar almaktadır. Bunlar arasındaki ayrımı önemlidir. Neden ? Çünkü altta yatan duruma yaklaşım birbirinden çok farklı olacaktır. Tedavi sebebe göre değiştiğinden önemlidir.

Ne zaman biyopsi yapalım: Bu tek cevabı olan bir soru değildir. Aşağıda bazı genel ilkeler verilmiştir. Bu konuları dikkate alarak hekim biyopsi karar vermelidir. Ancak bunların hastadan hastaya değişkenlik gösterdiğini unutmamak gerekir.

• Büyüklük

– Bölgeye göre değişir, boyun için 2 cm; koltuk altı için 1 cm, supraklavikular için ne boyutta olursa olsun, karın boşluğu için 2 cm için genel rakamlar vardır. Ama bunları mutlaka diğer bulgularla birlikte değerlendirmelidir. Yanıltıcı olabilir.

• Tek mi yaygın mı? Tek taraflı mı? İki taraflı mı?

• Süre

– Uzun süre, reaktif

– Akut ya da kronik bir durum

• Eşlik eden diğer yakınmalar

– Ateş, Kanama, morluk, (peteşi ekimoz), bezede ağrı,

– Halsizlik (çabuk yorulma), iştahsızlık, zayıflama, kemik ağrısı

• Muayene bulguları

– Reaktif: ağrısız, mobil, çok büyük değil

– Lenfadenit: Ağrılı, kızarık

– Tümörler: sert, ağrısız, fikse, paket halinde

• Eşlik eden diğer muayene bulgular

• Laboratuvar bulguları

– Kan sayımı: Kan hücrelerinde değişiklikler,

– radyolojik bulgular: Lenf bezesinin büyüklüğü, yerleşimi, yapısı, diğer organlarla ilişkileri gibi; KC-Dalak büyüklüğü, başka bir bulgu

– Enfeksiyonlara yönelik analizler

– Kemik iliği incelemesi

– Boğaz kültürü, akıntı ya da apse den kütür

Diğer ayırıcı tanıda dikkate alınması gereken başka hangi hastalıklar var?

• Diğer kitle yapan nedenler

– Yumuşak doku sarkomları

– Nöroblastoma

– Germ hücreli tümörler

– Diğer tümörler

• Lenf ve kan damarlarının sisteminin diğer hastalıkları bazen lenf nodu ile karıştırılır. Genellikle biyopsi gerektirmezler.

– Lenfanjiom

– Lenfanjiektazi

– Hemanjiom

– Vasküler anormallikler

• Boyun bölgesinde görülen doğumsal anormallikler; Brankial kleft kisti gibi

• Karın boşluğundaki normal organlarda görülen büyüklükleri

• Göğüs boşluğundaki hastalıklar

Boyundaki reaktif denilen lenfadenopatiler kendi kendine gerilermi ne zaman telaşlanalım?

Boyundaki lenfadenopatilerin çoğu, anterior superior servikal bölgededir ve çoğu reaktiftir. Bu bölgede malignite olasılığı azdır. Çoğu reaktif servikal LAP 4-6 haftada geriler, 8-12 haftada kaybolur. Bu açıdan hekim ve hasta işbirliği son derece önemlidir.

Tedavi

Tedavi tartışmasız sebebe yöneliktir. Reaktif lenf nodlarında hiç bir tedavi vermeden izlem önerilirken, bakteriyal lenfadenitlerde antibiyotikler, viral lenfadenitlerde izlem ya da antiviral tedavi gerekebilir. Altta başka bir hastalık tanısı konmuş ise., o hastalığa özgül tedavi yapılır. Bu gurup hastalarda düzenli izlem önemlidir.

Unutmayalım!

• Lenfadenopatili çocuklarda allta yatan sebebin aydınlatılması önemlidir.

• Tanı ve tedavi yaklaşımları sebebe göre farklılılar gösterir.

• Biyopsi her zaman gerekli değildir! Ne zaman biyopsi gerekip gerekmediğine çok iyi karar verilmelidir.

 

lenfoma-haber

Hodgkin hastalığı (Hodgkin Lenfoma)

lenfoma-haber

Hodgkin hastalığı (Hodgkin Lenfoma) nasıl bir hastalıktır?

Lenf nodlarının ağrısız ilerleyici büyümesi ile karakterize onkolojik bir hastalıktır. Reed-Sternberg adıyla anılan hücrelerlerle karakterize edilir. Lenf bezelerinin tutulumu en çok boyun bölgesinde olursa da vücudurn her tarafında olabilir. Ayrıca akciğer, dalak, karaciğer, kemik tutulumları olabilir. Kemoterapi ile yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. İleri ve tekrarlayan hastalıklarda radyoterapi kullanılır. Onkolojik hastalıklar içinde tedavi başarısı en yüksek hastalıklardan birisi olarak bilinir.

Hogkin hastalığı ne kadar sık görülür?

Tüm çocuk kanserlerinin %5’ini oluşturur. 16 yaşından küçük çocuklarda 1 milyon çocuktan 7’sinde ortaya çıkar. Erkeklerde biraz daha sık olmasına karşın, ergenlik döneminde bir fark bulunmaz. Beş yaşından küçüklerde seyrek görülür. Sonra 11 yaşına kadar artar. 15-35 yaşları arasında ve 50 yaşından sonra olmak üzere iki dönemde sık görülür.

Yatkınlık yaratan durumlar var mıdır?

EBV infeksiyonları ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Lupus eritomatozus, romatizmal hastalıklar, ataksi telanjiektazi, agammaglobulinemi hastalıkları olanlarda daha sık görülür. Kardeşinde Hodgkin olanlarda 7 kat sık görülmektedir.

Hastalığın alt tipleri nelerdir?

Hodgkin hastalığının farklı histopatolojik alt tipleri bulunmaktadır.

1. Klasik Hodgkin Hastalığı (T hücre zengin)

Nodüler skleroz

Ergenlerde yaygın (mediasten genişlemesi ile birlikte)

Lenfosit fakir

Genellikle ileri evre hastalık olur.

Karışık hücreli tip

2. Lenfositten zengin Hodgkin hastalığı (B hücre zengin)

Bu histopatolojik grupların çocuklarda görülüş sıklığı nasıldır?

· Lenfositten zengin % 11.5

· Nodüler skleroz % 54.5

· Karışık hücreli % 32.0

· Lenfositten fakir % 2.0

· Lenf bezesi tutulumlarının sıklığı

· Servikal %75

· Supraklavikular %25

· Aksiller % 9

· Diyafragma altı % 6

· Lenf nodu dışı (ekstranodal) tutulum sıklığı

· Akciğer % 6

· Kemik % 5

· Karaciğer % 2

Hodgkin hastalığında B semptomları ne demektir?

Hastalığın seyri sırasında görülen bazı belirtilere B semptomları yani B belirtileri adı verilir. B semptomların varlığı, olmayanlara gore daha olumsuz bir seyir düşündürtür. Hastaların %20-30’unda vardır. Bunlar şunlardır:

Hodgkin hastalığında B semptomları

· Tanıdan önceki 6 ayda vücut ağırlığında %10 ya da daha fazla kilo kaybı

· Üç ardışık gün süren, 38 C dereceden daha yüksek açıklanamayan ateş

· Gece terlemeleri

· Bazen kaşıntı (Beraberinde kusma olabilir)

Hodgkin hastalığının başlıca berlirti ve bulguları nelerdir?

· Ağrısız lenf bezesi (nodu) şişlikleri, en sık boynun servikal ve supraklavikular bölgelerinde görülürler. Lenf bezeleri sert ve ağrısızdır. Genellikle bir lenf nodundan diğerine yayılırlar.

Lenf bezesi tutulumlarının sıklığı

Servikal %75

Supraklavikular %25

Aksiller % 9

Diyafragma altı % 6

Lenf nodu dışı (ekstranodal) tutulum sıklığı

Akciğer % 6

Kemik % 5

Karaciğer % 2

· Mediastende (göğüs boşluğu ortası) hastalık varsa öksürük, solunum sıkıntısı, yutma güçlüğü, boyun damarlarında genişleme olabilir.

· Bazı bakteriyal ve viral enfeksiyonlara yatkınlık olur. Radyoterapi sırasında ya da sonrasında %35 oranında herpes zoster enfeksiyonu görülür.

– Herpes zoster virus

– Cryptococcus

– Listeria monocytogenes

– Diplococcus pneumoniae

– Toxoplasma gondii

Organ tutulumları ile ilgili belirti ve bulgular nelerdir?

· Dalak tutulumu

Dalak büyüklüğü şeklinde görülür.

· Akciğer tutulumu

o Mediasten genişlemesi olanlarda %20’sinde soliter peribronsial veya subplevral lezyon şeklinde olabilir.

o Akciğer parankimini tutarsa Nodüler (akciğer apsesi, tüberküloz, fungal inefksiyon gibi görünür) ya da alveolar (pnömoniye benzer) tutulum şeklindedir.

· Lenfatik kanallar tıkanmış ise plevral bulgular olur. Bu nadir görülür.

· Kemik iliğinde hastalık varsa genellikle B semptomları ve anemi olur. Lökosit ve trombosit sayıları da düşük olabilir. Bunun için kemik iliği biyopsisi yapılır.

· Kemik tutulumu, kan yoluyla yayılım sonucu olur. Omurgalarda olursa omurilik basısıs görülebilir. Omurgalarda çökme olur. Epidural tutulum olur. Kemik tutulumu kötü seyir gösterir.

· Karaciğer tutulumu, genellikle dalak tutulumu ile birlikte olur. Yani genellikle karaciğer tutulmuşsa dalakta tutulmuş demektir. Kötü seyir gösterir. Bazen tutulum olmadan da hepatomegaly görülebilir. Karaciğer tutulumu olduğunda ayırıcı tanıda hemoliz, viral hepatitler, toksoplazma, CMV enfeksiyonu, kolestaz, lenf nodu büyüklüğüne bağlı periportal infiltrasyon akla getirilmelidir.

Laboratuvar incelemelerde ne gibi bulgular saptanır?

Kan sayımı

· Anemi, genellikle ileri hastalıkla olur. Ya da otoimmün hemoliz olur. Beraberinde trombositopeni ya da nötropeni olabilir.

· Nötrofili ve eosinofili %15-20 vakada görülür.

· Bazen trombositoz olur.

· Lenfopeni genellikle ileri hastalıkta görülür.

· Eritrosit sedimentasyon hızı yükselir. Remisyona girince azalır.

Kan biyokimyası

· Serum bakır ve demir düzeyleri genellikle yüksektir.

Radyolojik değerlendirme

· 2 yönlü akciğer grafisi

· Toraks bilgisayarlı tomografisi (Toraks BT, CT)

· Abdomen ultrasonografisi

· Abdomen MRI

· PET

· Kemik grafileri

· Teknisyum sintigrafisi, kemik ağrısı, B semptomları varlığı ya da yüksek alkalen fosfataz düzeyi varlığında gerekebilir.

Notlar:

Mediasten tutulumu genellikle orta ve ön mediastendedir. Arka mediasten tutulumu genellikle retroperitoneal tutulumla birliktedir. Torakal tutulum genellikle nodüler skleroz histoloji ile birlikte gider.

Retrokaval tutulum anlaşılamamış ise venocavagrafi, iVP yapılabilir. Ancak bu durum genellilkle gerekmemektedir.

Kemik tutulumu litik ya da sklerotik olabilir.

Ayırıcı tanıda hangi hastalıklar düşünülmelidir?

· Toksoplasmosis, tuberküloz, atipik mikobakteri enfeksiyonu

· Hodgkin dışı lenfoma (hızlı seyreder, LDH düzeyi artmıştır)

· İnfeksiyoz mononükleozis

· Metastatik hastalık

· Timus büyümesi

· Romatoid artrit, sistemik lupus eritomatozis, diğer romatizmal hastalıklar,

· Sarkoidoz, diğer granülomatoz hastalıklar

Hastalık tekrarlar mı?

Tedavi başarısı oldukça yüksek bir hastalık olmasına karşın ilk 3 yıl içinde nüksler görülebilir. Fakat tekrarladığında bile %80’lere kadar çıkan bir başarı düzeyi vardır. Tedaviye cevap vermeyen vakalarda yüksek doz KT ve kök hücre nakli önerilir. Bazı durumlarda yaşamın ileri dönemlerinde ikinci kanserler görülebilmektedir.

Tedavi

Tedavide kemoterapi kullanılır. İleri evrelerde ve cevap vermeyen hastalarda radyoterapi de kullanılır. Erken evrelerde %80-90 (evre I, II, IIIA), ileri evrelerde %60-70 olaysız yaşam bildirilir.

bebekuyku-haber

Uyku Bozuklukları

bebekuyku-haber

NEDEN UYKU BOZUKLUKLARI SORUN OLARAK KABUL EDİLMİYOR ?

Dünyada yıllardır uyku bozukluğu ile ilgilenen merkezler ve çok sayıda yayın olmasına rağmen ülkemizde bu sorun son yıllarda dikkat çekmeye başlamıştır. Maalesef ülkemizde çocuk sağlığı ve hastalıkları eğitiminin içerisinde uyku bozukluğu ve çocuklarda uyku düzenin nasıl olması gerektiği anlatılmıyor. Fakat bu sorun sıklıkla karşımıza çıkıyor. Aileler bu konuda çaresiz kalıyor ve başvuracak bir merkez bulmakta güçlük çekiyorlar. Kendi oğlumda da benzer sıkıntıları yaşadım ve 5 aylıkken uyku eğitimi vererek sorunu çözdükten sonra bu konuyla daha yakından ilgilenmeye başladım.

HER BEBEĞİN UYKU DÖNGÜSÜ FARKLIDIR

Bebekler, fiziksel aktivite miktarlarını, uyku sürelerini ve ağlama sürelerini etkileyen bireysel özelliklerle doğarlar. Bazı bebekler daha az ağlarlar, daha kolay ve yardımsız uykuya dalarlar. Buna karşılık çok ağlayan, kendini sakinleştiremeyen, uykuya dalmakta güçlük çeken bebekler de vardır. Bu durumda kendinizi suçlamayın bu bebeğin mizacıyla ve bireysel özellikleriyle ilgilidir. Fakat her bebek-çocuk uyku eğitimi ile ihtiyacı olan düzenli uykuya kavuşabilir.

UYKU BOZUKLUĞUNUN ERKEN TANISI ÖNEMLİDİR

Bebeklerdeki ve çocuklardaki düzensiz uyku alışkanlıklarının tedavisi önemlidir. Bebeğiniz ne kadar küçükse uyku problemini düzeltmek de o kadar kolay olacaktır. Eğer düzeltilmezse inatçı bir biçimde devam eder. Uyku bozuklukları, bebeğin/ çocuğun dikkatsiz, konsantrasyon yeteneği düşük, agresif ve mutsuz olmasına yol açar. Sağlıklı bir uyku gelişen bir beyin için çok önemlidir.

UYKU BOZUKLUĞU İLE BAŞA ÇIKILABİLİR

Uyku düzensizliğinin ortaya çıkmasını önlemek bütün anne-babaların yapabileceği bir şey. Fakat bu erken başlamayı ve bebeğin uyku ritimlerine dikkat etmeyi gerektiriyor. Bebekler 3-4 aylık olduktan sonra iyi uyumayı öğrenmeye başlayabilirler. Uyku bozukluğu ortaya çıkmışsa bunun için bebeğin/çocuğun yaşına göre değişen çözüm önerileri aileyle birlikte bir plan dahilinde uygulanmalıdır.
Uyku düzensizliğinden başka uyku bozuklukları da vardır: uyurgezerlik, gece terörü, horlama-uyku apnesi. Her birinin sebebi ve çözüm yolları farklıdır. Uyku bozukluklarında önemli olan sorunun erken farkına varmak ve çözüm için uygun seçeneği aile ile birlikte uygulamaktır.

newborm baby screaming just after born

Kolik

newborm baby screaming just after born

KOLİK İÇİN NE YAPILABİLİR?

Kolik, bebeklerin %5-19’unda görülen, bebek 2-3 haftalık olduğunda başlayan ve 4. ayına kadar süren, tekrarlayıcı tarzda huzursuzluk ve 2-3 saat süren, durdurulamayan ağlama nöbetleridir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda koliğin sebebi bulunamadı. Bu ağrının barsak gazı veya beslenme ile ilişkisi gösterilemedi. Anne sütü veya mama ile ilişkisi de tespit edilemedi.

Peki ne yapılabilir ?

Öncelikle tıbbi bir neden olup olmadığı belirlenmelidir. Sadece koliğe bağlı bir ağlama ise şu bilinmelidir ki dünyada koliğin sebebi veya kesin tedavisi bulunmuş değildir. Bu durum insanı umutsuzluğa itebilir fakat şunu düşünmelisiniz ki kolik geçici bir durumdur ve hiçbir bebekte kalıcı bir hasar yaratmaz.

Ağlama süresini kısaltıcı ve rahatlatıcı yöntemler ve tedaviler vardır:

* Sırtüstü yatırmak her zaman daha çok ağlamaya sebep olur. Kucaklanmak ve yüzü aşağı bakacak şekilde elinizin üstüne karnını koyarak yatırmak veya bebeğe göre değişen farklı taşıma şekilleri daha az ağlamasını sağlar.
* Banyo iyi gelebilir.
* Aç olmadığı halde devamlı emmek isteyebilir ama bu rahatlama sağlamaz aksine emzirme bitiminde daha şiddetli ağlamaya devam eder. Devamlı emmek isteyen bebekler için emzik kullanımı rahatlatıcı olur, ağlama süresini kısaltır.
* Saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi, aspiratör..vb aletleri çalıştırmak fayda sağlar.
* Şiddetli durumlarda anti kolik ilaçlar denenebilir (doktora danışarak).
* İki tane, şiddetli koliği olan bebek annesi olarak, en faydalı metodun ” baby sling/ baby wrap” adı verilen annenin bebeğini kucağında taşıma yöntemi olduğunu düşünüyorum. Kolikli bebekler anne karnında olma hissiyle rahatlıyorlar ve baby wrap de bunu en iyi sağlayan metoddur. Bebeğinizi bu şekilde sakinleştirip uyutabilirsiniz. Kolikli bebekleri yatağında uyuturken de yarım kundak dediğimiz kundaklama çok fayda sağlar. Daha uzun süre ve rahat uyurlar. Her iki yöntem de eski klasik yöntemlerin işe yaradığını ve deneyimler sonucu ortaya çıktığını gösteriyor ve Amerika-Avrupa’da birkaç senedir kullanılıyor.